Apandisit
Karın bölgesinin sağ alt bölümünde bulunan kalın barsağın ilk parçasının (buna tıpta çekum denir), iç kenarında 5-8cm uzunluğunda, 0.5cm çapında solucan gibi kıvrıntılı bir oluşum vardır, buna apendiks denir.
Bu oluşum iltihaplandığında; ödem toplar yani şişer. Apendiksin bu durumuna "apandisit" denir. Bu durum, hastada şiddetli karın ağrısına neden olur. Durum acildir ve olabildiğince kısa süre içinde ameliyat edilerek bu iltihaplı yapının vücuttan atılması gerekir. Yoksa, delinebilir ve iltihap karın zarı içindeki diğer organlara yayılır. Bu ise ölüm riski olan çok ciddi bir durumdur.

Fıtık

Fıtık; barsakların gerek karın duvarı, gerekse kasıktaki kaslar arasından kendilerine bir delik-aralık bularak dışarı doğru çıkıntı yapmasına verilen isimdir.
Fıtık en sık kasıkta olur. Buna "kasık fıtığı" yada "inguinal herni" denir.
Bu hastalıkta sorun sanıldığı barsaklarda değil; onları karın içinde tutan karın duvarı kaslarındadır. Nedeni bilinmeyen bir şekilde bu kaslarda; zayıflama, incelme, eksilme vs gibi sorunlar ortaya çıkmakta ve oluşan bu aralıklardan barsaklar dışarı doğru taşma oluşturduğundaysa fıtık ortaya çıkmaktadır.
Her türlü fıtığın tedavisi ameliyattır. Bu, gerektiğinde lokal anestezi altında da yapılabilen, teknik olarak pek de zor olmayan bir ameliyat türüdür.
Öğleden önce ameliyat olan hastalar genellikle akşam evlerine gidebilirler. İki hafta süren istirahat sonrası normal aktiviteye dönüş sağlanır.

Kıl Dönmesi

Kıl dönmesi; kuyruk sokumu yada oturak kemiği denilen kemik üzerinde gerçekleşen akıntılı, ağrılı bir hastalıktır. Tıbbi adı "pilonidal sinüs"dür. Nedeni kesin olarak bilinmemektedir. Hastalığın ortaya çıkış nedeni; bu bölgedeki kıl köklerinin iltihabı olabileceği gibi, vücudun daha yukarı bölgelerinden ve hatta kafa derisinden düşen kılların bu bölgedeki deri içine girerek kuyruksokumu kemiği üzerinde kist oluşturması sonucu da ortaya çıkabileceği öne sürülmektedir. Bu hastalığın tedavisi genelde ameliyattır. Bazı uygun vakalar ameliyat edilmeden, o bölgedeki kist küçük müdahalelerle temizlenebilir. Ancak bu ender uygulanan ve başarı oranı pek de yüksek olmayan bir tedavi seçeneğidir. Ameliyatı teknik olarak güç değildir, ancak ameliyat sonrası dönemde hastaların pek de hoşuna gitmeyen bir "oturma yasağı" vardır. Bu yasak 1 hafta kadar devam eder. Ameliyat sonrası toplam istirahat süresi iki hafta kadardır.

Guatr

Guatr; boyun ön bölgesinde bulunan tiroid bezi adı verilen dokunun büyümesidir. Bu büyüme hastaya üç şekilde sorun çıkarır:1- Kozmetik olarak boyun görünümü bozulur
2- Tiroid bezinin salgıladığı T3 ve T4 adlı hormonların gereğinden fazla yada gereğinden az salgılanması sonucu vücud metabolizması
değişebilir. Bu da hastada sinirlilik, kilo kaybı yada kilo alma, üşüme yada sıcak basması gibi çeşitli şikayetler ortaya çıkarabilir.
3- Kanser riski ortaya çıkabilir. Bütün bu şikayetlerin doğru bir şekilde değerlendirilmesi için bazı kan testleri ve radyolojik incelemeler gerekir. Bazı hastalara hiçbir tedavi uygulanmaz; bunlar periyodik olarak takip altına alınır. Bazı hastalara ilaç verilir, bazıları ise doğrudan ameliyata alınır. Guatr ameliyatı; oldukça ciddi bir ameliyat olup, hafif ses kısıklığından, hiç ses çıkmamasına hatta solunum zorluğuna kadar gidebilen sorunlar çıkarabilen bir ameliyattır. Bu nedenle ameliyat kararı alırken hastanın iyi bir değerlendirmeden geçirilmesi şarttır.

Varis

Varis, özellikle bacaklarda görülen toplar damar genişlemesidir. Bilinmeyen bir nedenle, bacaklardaki toplar damarlar genişler ve deri altında mavi renkli kıvrımlı oluşumlar şeklinde görülür hale gelirler. Gebelik, şişmanlık, uzun süre ayakta kalmak; tek başına birer varis nedeni değil, varis oluşumunu kolaylaştıran risk faktörleridir. Varisli bacaklarda ayrıca; yürümekle ağrı, şişme gibi bulgular da ortaya çıkar.
1- Varis çorabı.2- Skleroterapi denen, genişlemiş damar içine, onu büzerek yok edecek bazı ilaçların verilmesi işlemi. 3- Ameliyatla genişlemiş damarların çıkartılması yada bağlanması
Bu tedavi yöntemlerinden hangisinin uygulanacağına "renkli venöz doppler USG" adı verilen bir tetkik yapılarak karar verilir. Bu tetkik oldukça basit ve 10 dakika içinde tamamlanan bir işlemdir.

Safra Kesesi Taşı
Safra kesesi; karının sağ üst bölümünde bulunan karaciğerin alt kenarına yapışık olarak bulunan bir organdır. Görevi karaciğerden salgılanan safrayı depolamaktır. Fazla yağlı gıdalar alındığında yada safra kesesi duvarında çeşitli nedenlerle hasarlar oluştuğunda kese içinde taş yada taşlar oluşabilir
Safra kesesinde taşın tespiti basit bir Ultrason tetkiki ile kolayca ortaya konulabilir.
Safra kesesinde taş tespit edilen her hastanın ameliyat olması şart değildir. Ancak hangi hastanın ameliyat edilmesi gerektiği kararı kritik bir karardır. Şeker hastalığı yada başka sindirim sistemi rahatsızlıkları olan hastalar bir an önce ameliyat olmalıdır.
Günümüzde safra kesesi ameliyatları "laparoskopik" teknikle karını kesmeden 3 yada 4 delik açarak kolayca yapılabilmektedir. Bu yöntemde hasta, çok daha erken ayağa kalkabilmekte, ertesi gün evine gidebilmekte ve işine çok daha erken dönebilmektedir

Pankreatit

Pankreatit; karının en arka bölgesinde bulunan pankreas adlı organın iltihabıdır. Safra kesesinde yada safra yollarında taş olanlarda ortaya çıkabildiği gibi, aşırı miktar alkol tüketenlerde de görülebilmektedir.
Çok ciddi bir rahatsızlıktır. Hem teşhisi güçtür, hem de tedavisi. Ölümcül sonuçlar ortaya çıkartabilir ve sıklıkla nüks eder.

Ülser (Peptik Ülser, Mide Ülseri, Oniki Parmak Barsağı Ülseri)

Peptik Ülser hastalığı, mide duvar yapısının bulunduğu (mide, oniki parmak barsağı, yemek borusu gibi) her yerde gelişebilir. Yerleşim yerine göre isimlendirilir. (Gastrik ülser, ösofagial ülser, duodenal ülser gibi)

Helikobakter Pylori (Hp) isimli bir mikrop, hastalığın birinci derece sorumlusudur. Hastalığın ikinci sıklıktaki sebebi, sık kullanılan nonsteroid antienflamatuar ilaçlar dediğimiz ağrı kesicilerdir.

Hp mikrobunun saptanmasında, çok basit olarak üre-nefes testi, kanda antikor (IgAveIgG), gaitada antijen testleri yapılabildiği gibi, üst GIS endoskopisi ile alınan örneklerin histolojik değerlendirilmesi de yapılabilmektedir.

Peptik Ülser hastalığının tedavisinde Hp mikrobunun yok edilmesi temel prensiptir.
Bu amaçla da çeşitli tedavi protokolleri bulunmaktadır.


Op.Dr.Erdem ULUÇAY     (GENEL CERRAHİ)



Geri