Genel Cerrahi
*Reflü(Gastroskopi, pH metre,Manometre)
*Apandisit
*Fıtık
*Kıl Dönmesi
*Guatr
*Varis
*Safra Kesesi Taşı
*Pankreatit
*Ülser (Peptik Ülser, Mide Ülseri, Oniki Parmak Barsağı Ülseri)
1. Reflü nedir?
Reflü, yemek borusu ile mide arasındaki kasların görevinin bozulmasıyla, midedeki içeriğin (asitin) yemek borusuna kaçmasıdır.
2. Reflünün belirtileri nelerdir?
Reflünün belirtilerini:
·Midede yanma,
· Göğüs kafesinde yanma,
· Ekşime,
· Ağıza gelen acı tat,
· Ağız kokusu,
· Geğirme ve boğulma hissi,
· Yutkunma zorluğu,
· Ses kısıklığı
şeklinde sıralayabiliriz.
3. Reflünün tanısı nasıl konur?
Reflü tanısında kullanılan çok sayıda yöntem var. Bunlardan en sık kullanılanları;
· Gastroskopi,
· pH metre
· Manometre
şeklinde sıralayabilmemiz mümkün. Biz reflü tanısını koyarken endoskopi ve pH metre testlerini birlikte kullanmayı tercih ediyoruz.
4. Endoskopi nedir?
Endoskopi, ağızdan sokulan kamera ile yemek borusu, mide ve onikiparmak bağırsağının incelenmesi işlemidir. Endoskopi işlemi ile yemek borusundaki tahriş, mide kapağı düzenin en durumda olduğu, midede fıtıklaşma ya da başka herhangi bir problem olup olmadığı gözlenir. Şüpheli durum varsa biyopsi alınır ve incelenmek üzere patoloji laboratuvarına gönderilir.
Bazı durumlarda endoskopi yöntemiyle çeşitli müdahaleler yapmakta mümkündür. Bu özelliği ile endoskopi tanı koymak yanında tedavi edici bir yöntemdir.
5. Endoskopi ağrılı bir işlem midir?
Endoskopi olacak hasta işlem öncesinde uyutulur. Bu nedenle herhangi bir ağrı hissetmez.Endoskopi işleminden sonra reflü tanısı için 2. işlem ise PH metre'dir.
6. pH metre nedir?
pH metri, yemek borusuna geri gelen asitik mide içeriğinin miktar ve ciddiyetini kaydeden bir yöntemdir. Bu yöntem reflü değerlendirmesinde kullanılan en etkin yöntem olarak kabul edilir.
7. pH metre nasıl uygulanır?
Bu testte burundan yemek borusu içerisine yaklaşık 1 mm kalınlıkta kateter yerleştirilir. Kateterin uç kısmında iki algılayıcı vardır. Bunlardan biri mide ile yemek borusunun birleşim yerinin ( Z çizgisi) 5 cm, diğeri ise 10 cm üzerinde bulunur. Kateterin burundan çıkan diğer uc kısmı ise elektronik bir aygıta bağlanır. Bu aygıt bele bağlanır ve üzerinde 3 adet buton bulunur. Bunlardan birincisine şikayet hissedildiğinde, ikincisine yemek yeme zamanlarında ve üçüncüsüne de yatarken basılması gerekir.
8. pH metri testi kaç saatte tamamlanmaktadır?
pH metri testinin tamamlanması 24 saati alır.
9. Test için 24 saat hastanede kalmak gerekir mi?
pH metri testi yapılırken hastanın hastanede kalmasına gerek yoktur. Test yapılacak olan hasta eğitim verildikten sonra evine yollanır ve özellikle günlük normal yaşantısına aynı şekilde devam etmesi istenir.
10. Test öncesinde nelere dikkat etmek gerekir?
Teste gelmeden önce hastalarımızdan (eğer kullanıyorlarsa) mide ilaçlarını testen en az 1 hafta öncesinden kesmelerini istiyoruz.
11. 24 saatten sonra en yapılmalı?
Test tamamlandıktan sonra kateterin çıkarılması için hastaneye gelinmeli. Aygıt çıkarılşdıktan sonra kaydolmuş veriler bilgisayara aktarılır ve değerlendirilerek rapor yazılır.
12. Reflü tehlikeli bir hastalık mıdır?
Reflü tanısı konulduktan sonra mutlaka tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır. Aksi taktirde uzun süre devam eden reflü yemek borunuzu tahriş ederek bu iki organda kanser oluşumu için zemin hazırlar.
13. Reflü nasıl tedavi edilebilir?
Reflü tedavisinde kullanılan ilaç, endoskopik ve cerrahi olmak üzere 3 yöntem vardır. Ancak en kesin tedavi yöntemi olarak cerrahi tedaviyi öneriyoruz.
14. Cerrahi tedavinin ilaç tedavisine göre avantajı nedir?
İlaç tedavisi reflüyü engelleyemez sadece yemek borusuna kaçan sıvının asit özelliğini ortadan kaldırabilir ve hasta ilaç tedavisine yaşamı boyunca devam etmek zorundadır.
Cerrahi yöntemle ise yemek borusu ve mide arasındaki bozulmuş olan mekanizma düzeltilir ve mideden yemek borusuna olan kaçak engellenir. Ameliyatla birlikte hasta reflü hastalığına yönelik kullanmak zorunda olduğu ilaçlardan kurtulur.
15. Reflü ameliyati en kadar sürmektedir?
Genel anestezi ile yapılan reflü ameliyatı yaklaşık olarak 2 saat sürmektedir.
16. Hastanın hastanede kalma süresi ne kadar?
Ameliyattan sonra hasta ertesi gün taburcu edilir.
17. Ameliyat sonrasında hasta normal yaşamına en kadar sürede döner?
Hasta ameliyattan olduktan 7-10 gün sonra normal yaşamına devam eder.
Apandisit
Karın bölgesinin sağ alt bölümünde bulunan kalın barsağın ilk parçasının (buna tıpta çekum denir), iç kenarında 5-8cm uzunluğunda, 0.5cm çapında solucan gibi kıvrıntılı bir oluşum vardır, buna apendiks denir.
Bu oluşum iltihaplandığında; ödem toplar yani şişer. Apendiksin bu durumuna "apandisit" denir. Bu durum, hastada şiddetli karın ağrısına neden olur. Durum acildir ve olabildiğince kısa süre içinde ameliyat edilerek bu iltihaplı yapının vücuttan atılması gerekir. Yoksa, delinebilir ve iltihap karın zarı içindeki diğer organlara yayılır. Bu ise ölüm riski olan çok ciddi bir durumdur.
Fıtık
Fıtık; barsakların gerek karın duvarı, gerekse kasıktaki kaslar arasından kendilerine bir delik-aralık bularak dışarı doğru çıkıntı yapmasına verilen isimdir.
Fıtık en sık kasıkta olur. Buna "kasık fıtığı" yada "inguinal herni" denir.
Bu hastalıkta sorun sanıldığı barsaklarda değil; onları karın içinde tutan karın duvarı kaslarındadır. Nedeni bilinmeyen bir şekilde bu kaslarda; zayıflama, incelme, eksilme vs gibi sorunlar ortaya çıkmakta ve oluşan bu aralıklardan barsaklar dışarı doğru taşma oluşturduğundaysa fıtık ortaya çıkmaktadır.
Her türlü fıtığın tedavisi ameliyattır. Bu, gerektiğinde lokal anestezi altında da yapılabilen, teknik olarak pek de zor olmayan bir ameliyat türüdür.
Öğleden önce ameliyat olan hastalar genellikle akşam evlerine gidebilirler. İki hafta süren istirahat sonrası normal aktiviteye dönüş sağlanır.
Kıl Dönmesi
Kıl dönmesi; kuyruk sokumu yada oturak kemiği denilen kemik üzerinde gerçekleşen akıntılı, ağrılı bir hastalıktır. Tıbbi adı "pilonidal sinüs"dür. Nedeni kesin olarak bilinmemektedir. Hastalığın ortaya çıkış nedeni; bu bölgedeki kıl köklerinin iltihabı olabileceği gibi, vücudun daha yukarı bölgelerinden ve hatta kafa derisinden düşen kılların bu bölgedeki deri içine girerek kuyruksokumu kemiği üzerinde kist oluşturması sonucu da ortaya çıkabileceği öne sürülmektedir. Bu hastalığın tedavisi genelde ameliyattır. Bazı uygun vakalar ameliyat edilmeden, o bölgedeki kist küçük müdahalelerle temizlenebilir. Ancak bu ender uygulanan ve başarı oranı pek de yüksek olmayan bir tedavi seçeneğidir. Ameliyatı teknik olarak güç değildir, ancak ameliyat sonrası dönemde hastaların pek de hoşuna gitmeyen bir "oturma yasağı" vardır. Bu yasak 1 hafta kadar devam eder. Ameliyat sonrası toplam istirahat süresi iki hafta kadardır.
Guatr
Guatr; boyun ön bölgesinde bulunan tiroid bezi adı verilen dokunun büyümesidir. Bu büyüme hastaya üç şekilde sorun çıkarır:1- Kozmetik olarak boyun görünümü bozulur
2- Tiroid bezinin salgıladığı T3 ve T4 adlı hormonların gereğinden fazla yada gereğinden az salgılanması sonucu vücud metabolizması
değişebilir. Bu da hastada sinirlilik, kilo kaybı yada kilo alma, üşüme yada sıcak basması gibi çeşitli şikayetler ortaya çıkarabilir.
3- Kanser riski ortaya çıkabilir. Bütün bu şikayetlerin doğru bir şekilde değerlendirilmesi için bazı kan testleri ve radyolojik incelemeler gerekir. Bazı hastalara hiçbir tedavi uygulanmaz; bunlar periyodik olarak takip altına alınır. Bazı hastalara ilaç verilir, bazıları ise doğrudan ameliyata alınır. Guatr ameliyatı; oldukça ciddi bir ameliyat olup, hafif ses kısıklığından, hiç ses çıkmamasına hatta solunum zorluğuna kadar gidebilen sorunlar çıkarabilen bir ameliyattır. Bu nedenle ameliyat kararı alırken hastanın iyi bir değerlendirmeden geçirilmesi şarttır.
Varis
Varis, özellikle bacaklarda görülen toplar damar genişlemesidir. Bilinmeyen bir nedenle, bacaklardaki toplar damarlar genişler ve deri altında mavi renkli kıvrımlı oluşumlar şeklinde görülür hale gelirler. Gebelik, şişmanlık, uzun süre ayakta kalmak; tek başına birer varis nedeni değil, varis oluşumunu kolaylaştıran risk faktörleridir. Varisli bacaklarda ayrıca; yürümekle ağrı, şişme gibi bulgular da ortaya çıkar.
1- Varis çorabı.2- Skleroterapi denen, genişlemiş damar içine, onu büzerek yok edecek bazı ilaçların verilmesi işlemi. 3- Ameliyatla genişlemiş damarların çıkartılması yada bağlanması
Bu tedavi yöntemlerinden hangisinin uygulanacağına "renkli venöz doppler USG" adı verilen bir tetkik yapılarak karar verilir. Bu tetkik oldukça basit ve 10 dakika içinde tamamlanan bir işlemdir.
Safra Kesesi Taşı
Safra kesesi; karının sağ üst bölümünde bulunan karaciğerin alt kenarına yapışık olarak bulunan bir organdır. Görevi karaciğerden salgılanan safrayı depolamaktır. Fazla yağlı gıdalar alındığında yada safra kesesi duvarında çeşitli nedenlerle hasarlar oluştuğunda kese içinde taş yada taşlar oluşabilir
Safra kesesinde taşın tespiti basit bir Ultrason tetkiki ile kolayca ortaya konulabilir.
Safra kesesinde taş tespit edilen her hastanın ameliyat olması şart değildir. Ancak hangi hastanın ameliyat edilmesi gerektiği kararı kritik bir karardır. Şeker hastalığı yada başka sindirim sistemi rahatsızlıkları olan hastalar bir an önce ameliyat olmalıdır.
Günümüzde safra kesesi ameliyatları "laparoskopik" teknikle karını kesmeden 3 yada 4 delik açarak kolayca yapılabilmektedir. Bu yöntemde hasta, çok daha erken ayağa kalkabilmekte, ertesi gün evine gidebilmekte ve işine çok daha erken dönebilmektedir
Pankreatit
Pankreatit; karının en arka bölgesinde bulunan pankreas adlı organın iltihabıdır. Safra kesesinde yada safra yollarında taş olanlarda ortaya çıkabildiği gibi, aşırı miktar alkol tüketenlerde de görülebilmektedir.
Çok ciddi bir rahatsızlıktır. Hem teşhisi güçtür, hem de tedavisi. Ölümcül sonuçlar ortaya çıkartabilir ve sıklıkla nüks eder.
Ülser (Peptik Ülser, Mide Ülseri, Oniki Parmak Barsağı Ülseri)
Peptik Ülser hastalığı, mide duvar yapısının bulunduğu (mide, oniki parmak barsağı, yemek borusu gibi) her yerde gelişebilir. Yerleşim yerine göre isimlendirilir. (Gastrik ülser, ösofagial ülser, duodenal ülser gibi)
Helikobakter Pylori (Hp) isimli bir mikrop, hastalığın birinci derece sorumlusudur. Hastalığın ikinci sıklıktaki sebebi, sık kullanılan nonsteroid antienflamatuar ilaçlar dediğimiz ağrı kesicilerdir.
Hp mikrobunun saptanmasında, çok basit olarak üre-nefes testi, kanda antikor (IgAveIgG), gaitada antijen testleri yapılabildiği gibi, üst GIS endoskopisi ile alınan örneklerin histolojik değerlendirilmesi de yapılabilmektedir.
Peptik Ülser hastalığının tedavisinde Hp mikrobunun yok edilmesi temel prensiptir.
Bu amaçla da çeşitli tedavi protokolleri bulunmaktadır.
Op.Dr.Erdem ULUÇAY (GENEL CERRAHİ)
|