Çocukluk Yaş Grubunda Obezite

Obezite; Aşırı kiloluluk, hastalık ölçüsüne varan şişmanlık olarak tanımlanır.Genel olarak
bedenin yağ kütlesinin yağsız kütleye oranının aşırı artması sonucu, boy uzunluğuna göre vücut
ağırlığının normal düzeyin üstüne çıkması ile kendini gösterir. Dünya Sağlık Örgütü ise obeziteyi,
sağlığı bozacak ölçüde vücutta aşırı yağ birikmesi olarak tanımlanmıştır. Obez insanların yaşıtlarına
göre ortalama 15 sene daha az yaşadığı ve yaşam kalitelerinin çok daha düşük olduğu
bildirilmektedir.
Sağlıklı bir yaşam sürdürmek için, alınan enerji ile harcanan enerjinin dengede tutulması
önemlidir. Teknolojideki gelişmeler, yaşamı kolaylaştırmakla birlikte, günlük hareketleri önemli
ölçüde sınırlamıştır. Harketsiz yaşam sonucu harcanan kalorinin azalması ve beslenme ihtiyacının
daha çok fast food ve diğer yüksek kalorili besinler ile karşılanıyor olması gelişmiş ve gelişmekte
olan ülkelerde obeziteyi önemli bir sağlık problemi haline getirmiştir.
Erişkinlerin yanı sıra çocuklarda da sıklığı hızla artmaktadır. Günümüzde önlenebilir
ölümlerin sigaradan sonra gelen ikinci önemli nedeni obezitedir. Kalp-damar hastalıkları,
hipertansiyon, diyabet, bazı kanser türleri, solunum sistemi hastalıkları, kas-iskelet sistemi
hastalıkları gibi pek çok sağlık probleminin oluşmasına zemin hazırlamakta, hayat kalitesi ve
süresini olumsuz yönde etkilemektedir. Şu anda dünya nüfusunun yaklaşık% 65’i, aşırı kiloluluk ve
şişmanlıktan dolayı ölümlerin, normalden zayıf olmaktan kaynaklanan ölümlerden daha fazla
olduğu ülkelerde yaşamaktadır. Sağlık bakanlığı verilerine göre ülkemizde çocuklarda obezite
sıklığı;
0-5 yaşta ; % 8,5 (erkek %10,1, kız %6,8)
6-18 yaşta ; % 8,2 (erkek %9,1, kız %7,3).’ dir.
Çocuk ve gençlik döneminde ortaya çıkan şişmanlığın, gelecekte bu bireylerde birçok
sağlık sorununun ortaya çıkmasına neden olacağı düşünülmektedir. Çocukluk çağı şişman bireylerin
ileride yaklaşık % 30’unun şişman yetişkinler olacağı rapor edilmektedir. Bu konudaki bir
çalışmada okul öncesi yaşlarda şişman çocukların % 26-41’inin okul çocuklarında şişman olanların
% 42-63’ünün erişkin yaşta şişman kalmaya devam ettiği gösterilmiştir. Eğer önlem alınmazsa
yetişkinlerin % 20’sinin (200 milyon kişi), çocuk ve adolesanların % 10’unun (20 milyon kişi)
şişman olacağı düşünülmektedir. Çocuklarda sorun daha ciddi olarak karşımıza çıkmaktadır.
Avrupa’da çocukların % 20’si kilolu ve bu çocukların 1/3’i şişmandır. 2020 yılında 9 çocuktan
birisinin şişman olacağı tahmin edilmektedir. Bu çocuklardaki en önemli risk bu çocukların yetişkin

olduklarında bir kronik hastalık riski taşıyacak olmalarıdır.
Şişman çocukların en belirgin özellikleri yorgunluk, nefes almada güçlük, hareket azlığı ve
bacaklarda ağrı yakınmalarıdır. Çoğunun doğum ağırlığı ortalama bebeklerden farklı değildir,
ergenlik öncesi yaşlarda yaşıtlarından daha uzun olabilirler, oysa erişkin boyları beklenenden az
olarak saptanmaktadır. Besin alımlarında genellikle yemek seçicidirler. Yemek saatleri düzensizdir.
Aşırı besin tüketici ve atıştırıcı tiptedirler. Ödül olarak şeker ve aşırı karbonhidratlı besin tüketen ve
bol yağlı özellikle kızartmaya eğilimli, sebze-meyve tüketimi az, et tüketimi fazladır.
Sağlık üzerine etkilerine bakıldığında bu çocuklarda yürüme gecikir, sıklıkla pişik ve deri
enfeksiyonları görülür, büyümenin erken tamamlanması nedeniyle kemik yaşları yaşıtlarına göre
ileridir, düz tabanlık ve bacaklarda eğrilik, erken ergenlik belirtileri, kalp-damar hastalıkları, yüksek
kan lipid profili en çarpıcı belirtileridir. İleriye dönük sindirim sistemi sorunları (safra kesesi taşları)
uyku apnesi, nörolojik hastalıklar, hormonal bozukluklar, psikososyal sorunlar ve kanser riski gibi
hastalıklar oluşabilir.
Şişman çocukların çoğunluğunda şişmanlığa neden olabilecek tıbbi bir neden yoktur. Bu
çocuklar eksojen obezite olarak yorumlanmaktadır.Şişmanlık, genetik etmenler ile çevresel
etmenlerin, enerji metabolizması ve yağ dokusu üzerindeki etkilerinin bir bileşenidir. Genetik
yatkınlığı olan bireylerde devam eden çok yönlü çevresel etmenler şişmanlığın oluşumunu
kolaylaştırmaktadır. Çocuk ve adolesanda görülen obezitenin % 1’inden azı genetik bir hastalıktır.
Sağlık Bakanlığının tesbitlerine göre şişmanlığa neden olan çevresel etmenler tabloda özetlenmiştir.

• Beslenme etmeni (erken süt çocuğu beslenmesi, yemek tarzı, damak tadı oluşması, hazır besin
tüketimi, gazlı içecek tüketimi, reklamlar)
• Fiziksel aktivitede azalma (okul servisleri, asansör kullanımı, teknolojik araçlar, kentlerde
yetersiz yeşil alan, spor dersini aksatma, televizyon, bilgisayar başında fazla zaman geçirme)
• Aile etmeni (genetik, beslenme alışkanlıkları, fast food ağırlıklı beslenme, ekonomik nedenler)
• Sosyal sorunlar (apartman yaşamı, kent yaşamında olumsuz çevre)
• Psikososyal etmenler (büyük aile, parçalanmış aile, yaşlı anne, tek çocuk, aile içi geçimsizlik
gibi)
Beslenme tekniği, çeşitliliği, sıklığı, miktarı ve içeriği çocukta beslenme alışkanlığının
yerleşmesinde en önemli belirleyicilerdir. Ebeveynlerin yağ tüketimi ve şişmanlığı ile çocukların
yağ tüketimi ve şişmanlığı arasında ilişki bulunmaktadır. Hazır yiyeceklerle beslenme, enerji içeriği
ve yağ içeriği yüksek besin tüketme şişmanlık oluşumunu kolaylaştırmaktadır. Hazır besinler ile
yüksek yağ ve enerji alınmasının yanı sıra, düşük posa oranı ve beraberinde sıklıkla tüketilen gazlı
içecekler nedenleriyle de şişmanlığı arttırıcı özelliktedir.
Şehirleşme, ekonomik gelişme ve diyet alışkanlıklarındaki hızlı değişimler beslenmede

olumsuz değişiklikler yaratmaktadır. Bu değişiklikler içinde ev dışı beslenmenin artması, porsiyon
büyüklüğü, besin çeşitliliği, özellikle şekerle tatlandırılmış içeceklerin tüketiminin artması ve
ayaküstü hızlı hazırlanan besinlerin ve atıştırma tabir edilen enerji ve yağ oranı yüksek, kolay yenen
ve her yerde satılabilen yiyeceklerin artması da önemli bir etken olarak gösterilmektedir. Burada
üzerinde durulması gereken konulardan birisi de şekerle tatlandırılmış gazlı içeceklerdir. Şeker
eklenmiş içecekler, sporcu içecekleri, şekerle tatlandırılmış meyve suları gibi enerji veren içecekler
süt, ayran gibi besinlerin önüne geçmiştir.
İştah besin maddesinin cinsinden de etkilenmektedir. Fazla miktarda yağ içeren besinler
çocukların daha fazla iştahını açmaktadır. Taze sebze ve meyveler genellikle daha fazla çiğnenerek
ve uzun sürede yenmektedir. Emilimi ve sindirimi daha geç olduğu için doygunluk hissi daha uzun
süre devam etmektedir.
Çeşitli nedenlere bağlı olarak çocukların daha az aktif olmaları, spor etkinliklerinde azalma,
durağan aktivitelerin artışı, alınan enerjinin harcanmayıp yağ dokusu olarak birikmesine yol
açmaktadır. Ayrıca televizyon yada tablet, cep telefonu gibi cihazlar başında harcanacak zaman,
çoğunlukla ev dışında harcanacak zamandan kullanılır. Yeme ile ilgili çeşitli mesaj ve modeller ve
yeni besin ürünlerinin duyurulması televizyon ve diğer cihazlar yolu ile olur. Bu aletler, çocuğu
hareketsiz yaşama yöneltirken besin alımını uyarıcı nitelik taşır. Bu nedenle günlük televizyon
izleme süresi veya bilgisayar, tablet, telefon kullanımı ile obezite sıklığı arasında pozitif bir ilişki
vardır. Okula servis ile gitme, asansör kullanımı, uzaktan kumandalı cihazlar, sınavlar için uzun
süreli çalışma saatleri, yeşil alanlardan yoksun apartman yaşamı, spor dersi yerine başka derslerle
uğraşmak anlayışı çocuklarda şişmanlığın fiziksel aktivite azlığına bağlı nedenleridir.
Aşırı yeme olanakları ve evde bulunan yiyecekler bir çocuğun beslenmedeki seçiciliğini etkiler.
Evde bulunan ve ulaşılabilen besinlerden ebeveynler sorumludur. Anne ve babanın beslenme
alışkanlıkları çocuğa örnek olacak beslenme modelidir. Ebeveynlerin fiziksel aktivite derecesi de
çocukların aktivitesini etkiler. Ebeveyni aktif olmayan çocukların da hareketsiz bir yaşantıya sahip
olma şansı yüksektir.
Çevrede güvensizlik ve çevrenin ileri yapılaşması, yoğun trafik de çocuğun ev dışında geçen
zamanını ve fiziksel aktivitesini etkilemektedir. Bu nedenle özellikle şişmanlık, kentlerde yaşayan
çocukların sorunudur. İklim, mevsimsel ve coğrafik yapı, çocuklarda şişmanlık prevelansını
etkilemektedir.
Tüm bu etmenlerden yola çıkarak çağımızın salgın hastalığı obeziteden kurtulmanın yolu
toplumun her aşamasındaki sorumluların üzerine düşeni yapması ile olacaktır. Obez hastaların

sadece % 1 inin genetik olarak ortaya çıktığı göz önünde bulundurulursa, çeveresel faktörlerin
engellenmesi sorunun çözümünde birinci ve en önemli aşamadır. Bu amaçla ebeveynler, devlet ve
yerel idareler gereken ilgiyi göstemeli ve çocukların obez olmasının nedeninin çocukların kendisi
olmadığını bilmelidirler.